Bilebilen

Başlangıç / Kısa Yazılar / Beyaz kitap özeti

Beyaz kitap özeti

Sponsorlu Bağlantılar

Beyaz yele roman özeti
beyaz yele
Kitabın Özeti:
Folko ile Beyaz Yele’nin unutulmaz dostluğu…Folko, yüreği sevgiyle dolu yoksul bir balıkçı çocuğudur. Beyaz Yele, başıboş at sürüleriyle özgürce dolaşan, kimselerin ele geçiremediği, yabani, bembeyaz bir yılkı atıdır.
Folko, on iki yaşında ama bayağı becerikli bir çocuktur. O sık sık Ösebyö dede’nin sandalını alır, karış karış bildiği bataklığı dolaşırdı. O gün, bataklığın ta öbür başına gitmeye niyetliydi. Orada başıboş at sürüleri dolaşırdı.
Bir gün yine böyle bir gezintiye çıkmışken birden yanı başında bir gölge gördü. İnce boynunu uzatmış, alımlı bir tay kendisini seyrediyordu. Çocuğun yanına yaklaştı, saçlarını kokladı. Folko da parmaklarını o ipek yelenin arasına soktu. Tay ile daha yakın olmak istiyordu, ancak dönmesi gerekiyordu. “Yine geleceğim” diyerek dönüş yoluna girdi.
Bu esnada, at hırsızı iki kişinin kendilerini seyrettiğini, Folko tabii ki bilemezdi. Hırsızlar taya ve anasına doğru yaklaşıyorlardı.
Bu esnada Folko, takıldığı çamurlardan kurtulmak için ayağını çamurdan çekmeye çalışırken birden bağırışmalar ve gürültüler duymaya başladı.. heyecanla geriye doğru baktı hırsızların anne atı zapt etmeye çalıştıklarını gördü. Çaresizdi. Anne kısrak, kurtulmak için her şeyi yapıyordu. Nitekim kurtuldu da. Ama kaçmayıp, geri döndü. Çünkü yavrusu da orada kalmıştı. Yavrususun sesini duyunca bir an durakladı. Hırsızlar bu fırsatı kaçırmadılar ve hemen kemendi geçirdiler. . Artık kurtuluşu yoktu. Bir müddet sonra da anne at direnmeyi bıraktı. Bunun üzerine adamlar kemendi söküp, kısrağı
yanlarında götürdüler. Folko, bütün bunları seyretmişti. Beyaz Yele neredeydi? Hızla, beyaz Yele’nin olduğu yere koştu. Hayvan yerde inleyerek yatıyordu. Hemen yardım etmek istedi. Ancak tay çok huzursuzdu ve Folko’nun elini ısırmaya çalıştı. Anlaşılan, kendisine ve annesine yapılanlar, insanlara karşı içinde bir güvensizlik doğurmuştu. Folko, aldırış etmeden tayı bağlayan ipleri sökmeye başladı. Uzun uğraşlardan sonra sökme işi bitmişti. Tay doğruldu ve uzun uzun bakıştılar. İşte bu an, dostluk anıydı.
Folko, çok geç kalmıştı. Hızlı bir şekilde evine döndü. Anlattıklarına kimse inanmayacağı için, anlatmadı. Ama, Antonyo kendi kısraklarının da çalındığını söyleyince, onları gördüğünü anlattı. Hep beraber Beyaz Yele’nin olduğu yere gitmeye karar verdiler.
Geçtikleri yerlerde, bir yığın at vardı. Ancak, Beyaz Yele aralarında yoktu. Folko, ümitliydi. Böylece saatler geçti. Uzaktan Beyaz Yele’nin geldiğini gördüler. Yanlarına geldiğinde, hiç te beyazlığı kalmamıştı. Derisi boydan boya çamurdu. Yorgun, yaralı bir haldeydi
Beyaz Yele, kısa zamanda kendisini belli etmişti. Yüzlerce at arasından dahi, hareketleriyle seçiliyordu. Ancak, onun bu deli
ve ele avuca sığmayan hali, diğer at sahiplerini tedirgin ediyordu. Bu yüzden de onu yakalamak istiyorlardı.
Bu amaçla, bir gün Beyaz Yele’yi kıstırıp, binbir eziyetle haranın içine kadar soktular. Ancak, yine de kaçmayı başardı.
Artık, Folko’nun aklı fikri, hep Beyaz Yele’de idi. Bir gün kesin kararını verdi. Çok uzaklarda olduğunu sandığı Folko’yu görmeye gidecekti. Yola çıktığında, birazcık yol almıştı ki, önce kıpırdayan çalıların arasından fırlayan kuşu, arkasından da Beyaz Yele’yi gördü. Durmuş kendisine bakıyordu. Aynı anda, haranın patronu bütün adamlarını toplamış ve Beyaz Yele’yi yakalamak için peşine düşmüşlerdi. Beyaz Yele, yanına kadar yaklaştıkları halde, hareketsiz duruyordu. Ansızın patronun atına doğru saldırdı ve patron yere düştü. Beyaz Yele’yi elde edemeyeceğini anlamıştı. “Bırakın gitsin, kim isterse o alsın ” dedi.
Folko, “Yani ben alabilir miyim?” diye sorunca, “alabilirsin” dedi. Dünyalar Folko’nun olmuştu. O sevinçle, Beyaz Yele’yi bulmak için koşarcasına yürüdü ve onu buldu. Kemendini atıp, boynuna geçirdi. Beyaz Yele hızla koşmaya başladı. Folko, sağa sola çarpıyor, eli, kolu, dizi, kafası yaralanıyor, aldırış etmiyordu. Bir müddet sonra Beyaz Yele durdu. Karşılıklı bakıştılar. Artık kemente bile gerek kalmamıştı. Usulca çekince geliverdi. Birlikte Folko’nun evine geldiler. Atı, çimin arkasına koydu ve yem vermeye başlamıştı. Beyaz Yele kendisinindi artık. Tam da bu esnada, uzaklardan at kişnemeleri duyuldu. Beyaz Yele, önce kulaklarını dikti, sonra da hızlı bîr şekilde koşmaya başladı. Yine kaçmıştı.
Folko, çok üzülmüştü. Yavuklusunu kaybetmiş aşıklar gibiydi. Yine de ümidini kesmemişti. Haksız da değildi.
Bir akşam, bir ses duyup kapıya çkınca ve Beyaz Yele’nin gelmiş olduğunu gördüler. Bir hayli yarası vardı. Hemen yarasını sarmaya koyuldular. Görünen oydu ki, yaralı olduğu için, dost bildiği Folko’ya sığınmıştı. Folko ve kardeşleri çok sevinçliydiler.
Artık at her akşam, Folko’nun yolunu gözlüyordu. Dostlukları herkesin dilinde idi. Folko, yarası henüz iyileşmediği için ona binemiyordu. Ama, binmek ve gezmek için can atıyordu. Bir gün binmeye karar verdi. Ancak, atın üstüne atladığı an, at değişti ve silkinerek Folko’yu üstünden attı. Sonra da hızla koşarak gözden kayboldu. Vakit geldiğinde, yola koyulup, Antonyo’nun seyislik yapan arkadaşının evine geldiler. Orada Beyaz Yele’nin annesi olan kısrak vardı. Bu Fojko için tatlı bir sürpriz olmuştu. Sonra kasabaya gittiler. Her yer çok kalabalıktı, Folko ‘yu sirke götürdüler. Orada kovboylar ve atlar gösteri yapacaklardı. Folko birden heyecanlandı. Çünkü, Beyaz Yele’yi görmüştü. Gösteri bitince, at perdenin arkasından kayboldu.
Folko, “Beyaz Yele” diyerek hemen koştu. Ancak, yanıldığını söylediler. Bu at, çok benzemesine rağmen, Beyaz Yele değildi.
İki gün sonra döndüler. Folko, ümidini kesmemiş, Beyaz Yele’sini arıyordu. Bu arada haranın patronu ise, sirk sahipleri iler azgın bir atın pazarlığını yapıyordu. Belliydi ki, patron Folko’ya verdiği sözü tutmayacaktı. Antonyo bu duruma itiraz edecek oldu ama patron patrondu. Yine de, ne yapıp yapıp bu durumu Folko’ya bildirecekti. Sabaha karşı, güç bela ata bindi ve Folko’nun kulübesine geldi. Folko İse çoktan kayığa binmiş ve Beyaz Yele’yi aramaya çıkmıştı. Antonyo’da arkasından bataklığa daldı.
O sabah, Beyaz Yele başına geçeceği sürüsünü arıyordu. Adamlar da onu. Ve gördüler. Beyaz Yele’nin etrafındaki sazlıkları, otları tutuşturarak çıkmasını beklemeye başladılar. Folko’da bunu görmüştü. Beyaz Yele’yi kurtarmak İçin ileri atıldı. Her tarafının yanmasına aldırış etmeden, alevler ortasında mahsur kalmış olan Beyaz Yele’nin yanına ulaştı ve sırtına atladı. Beyaz Yele, kurtarıcısına boyun eğmişti. Çocuk atı alevlerin üzerine sürdü. Kulağına bir şeyler fısıldadı. At ok gibi fırladı. Alevler yakmasına rağmen, dışarıya çıkmışlardı.
Bütün bunları patron ve adamları da görmüştü. Önlerini kesmelerini emretti. Ama, aralarından hızla geçtiler. Kaçarak, ırmağın kenarına kadar geldiler. Bir müddet sonra Beyaz Yele, kendisini ırmağa attı.
Bu arada, patron pişman olmuş bağırıyordu: “Dön, dön atı sana verdim”
Her şey boştu. At ve Folko birbirine yapışık vaziyette, akıntıya kapılmış gidiyor, gidiyorlardı. Irmağın akıntılı suları kulağına bir ninni fısıldıyordu sanki…
Yok, yok, yok. Folko’nun bu haline, haranın seyislerinden Antonyo’da üzülüyordu. Folko ve Beyaz yele sonunda dönmüşlerdi. O asi at tekrar folkonundu zaman zaman beyaz yele vahşi ve özgür hayatını gitse de Folkoyu hiç terk etmedi.

Sponsorlu Bağlantılar

Bilebilen

Önceki yazımız Zehra kitap özeti konulu makalemizi okudunuız mu?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız 1 oy, 5 üzerinden 5,00
Loading...

İlgini Çekebilir

Telgraf ne işe yarar sağladığı kolaylıklar nelerdir

Sponsorlu Bağlantılar Telgraf, eski dönemlerde kullanılan bir iletişim aracıdır. O dönemlerde posta ile haberleşmek uzun sürmektedir. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.